Kurmancîkirin derçıkarmak, dışarı atmak, kovmak, sepetlemek
Kurmancîderdışarı, açık hava, dış, hariç, baş kıç vurmak, mevki, yer, mekan, mesken
Kurmancîveder kirindışa vurmak, dışarı atmak, dıştalamak, tecrit etmek, dışlamak, ihraç etmek, çıkarmak, kovmak
Kurmancîavêtin derçıkarmak, dışa vurmak, dışarıya atmak, ıtrah etmek, süpürmek, dışarı atmak, dökmek, indifa, indifa etmek, tükürmek
Kurmancîdan derafişe etmek, dışarıya vurmak, fiske kabarmak, ıtrah etmek, meydana vurmak, dışa vurmak, dışarı vermek, dökmek, yansıtmak, kusmak, uçuklamak
Kurmancîderkirinaçmak, boşaltım, boşaltı, çıkarmak, deşme, deşmek, dışarı atmak, dışlaştırma, dışlaştırmak, ifrağ, ihraç, ihraç etmek, kovma, kovmak, patla…
Kurmancîderxistinçıkarım, çıkarma, çıkarmak, çıkmak, dışarı atmak, hazfetmek, ıtrah, ihraç, ihraç etmek, istihsal, istihsal etmek, kovmak, sökülmek, tayyetm…